Başak Solmaz Karaüç - Kurumsal İletişim Direktörü | buneis.com

Başak Solmaz Karaüç - Kurumsal İletişim Direktörü

Video Yükleniyor.

79 İzlenme

Başak Solmaz Karaüç. Türkiye’nin önde gelen iş dünyası kuruluşlarını bünyesinde barındıran ve iş dünyasını temsil eden bir sivil toplum kuruluşunda Kurumsal iletişim direktörlüğü görevini sürdürüyorum. Yaklaşık 12 yıldır bu işi yapıyorum. İş tanımım, kurumun iletişim stratejisini yönetim ve çalışanlarla birlikte belirlemek ve uygulamaktan sorumluyum. Uygulama kısmı aslında çok geniş bir alanı kapsıyor; bunun içerisinde paydaş iletişimi en önemli taraf diyebilirim. Her paydaşa uygun bir iletişim stratejisinin oluşturulmasından ve yönetilmesinden sorumluyum. Bunun içerisinde aslında parçalarına bakacak olursak basın ilişkileri var, dijital iletişim var ki son yıllarda etkisini giderek artıran, iletişimin önemli parçalarından biri olan dijital iletişim kanallarının yönetimi var, ve kurum sözcülerinin kamuoyuna ve diğer paydaşlara vereceği mesajların şekillendirilmesi ve uygun kanalların bulunmasından sorumluyum. Benim işim bir ekip işi, ekiple birlikte çalışmak işin en önemli parçasını oluşturuyor diye düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının aslı görevlerinden bir tanesi benim için düşünce üretmek ve fikir üretimi. Üretilen düşüncenin, üretilen mesajların doğru şekilde, paydaşların algılayabileceği bir şekilde uyarlayarak ve doğru kanalları seçerek iletmek bence benim işimin başarı kriterlerinden bir tanesi, biz de buna yönelik bir çalışma yürütüyoruz.

Yaptığım işin en keyifli tarafı öğrenmek. Bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyorsanız ve işiniz de iletişimse, aslında çok fazla konu ile ilgili bilgi sahibi olma şansınız var. Ve yolda yürürken ben hep onu düşünüyorum, ben bir heybe ile yola çıktım ve o heybeye aslında benim işim sürekli yeni bilgilerin, yeni kavramların, yeniliklerin doldurulduğu bir iş. Bu yüzden de çok keyif veriyor ve beni sürekli ayakta tutuyor diyebilirim.

Yaptığım işin en zor taraflarından bir tanesi de aslında yine biraz önce söylediğim sürekli yeniliklerden, güncelden haberdar olma zorunluluğu. Bir yanda akıp giden bir iş var, iş temposu var, sorumluluklarınız var, yapmanız gerekenler var, ama hiçbir zaman gündemden kopmamanız lazım. Türkiye gündemini, siyaseti, dünyada olan bitenleri, teknolojik gelişmeleri, diğer sivil toplum kuruluşlarının neler yaptığını, diğer iş dünyası temsilcilerinin neler dediğini bilmeniz, duymanız ve kendinizi ona göre konumlandırmanız gerekiyor. Bir yandan hem iş yönetmek, bir yandan da bunları takip etmek belirli bir yoğunluğu ve zorluğu da beraberinde getiriyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden mezunum, medya ve iletişim sistemleri bölümünden ana lisansım var. Yan dal olarak sosyoloji bölümünde okudum. Onun üzerine Kültürel incelemeler bölümünde yüksek lisans derecesine sahibim.

Halkla ilişkiler alanında çalışacak birinin sosyal bilimler alanında bir lisans veya ön lisans programında okumuş olmasını önemsiyorum. Çünkü aslında kamuoyuna bir mesaj iletme iddiasında olan bir mesleğin, toplumu iyi tanıması, siyaseti iyi bilmesi, tarihi iyi bilmesi ve iyi okuması gerekir düşünüyorum. Bu yüzden sosyal bilimler alanında bir eğitim işi kolaylaştıracaktır; ancak buna paralel olarak aslında iletişim de kendi parametreleri olan bir bilim haline gelmiş durumda ve buna uygun olarak bir eğitimin de çok kolaylaştıracağını düşünüyorum.

Üniversitede okurken çoğu insanın kafasında bir hayal oluyor ancak iş hayatına başladığınız zaman kendinizi hayal ettiğiniz yerde bulamayabiliyorsunuz, bunun kötü hiçbir tarafı yok bence. Çünkü insanın ben kendini biraz iş hayatında tandığını, yeteneklerini, sınırlarını, neyi sevip neyi sevmediğini iş hayatında öğrendiğini düşünüyorum. Dolayısıyla kendine biraz izin vermek gerekiyor, iş hayatını görmek gerekiyor diye düşünüyorum. Bunun dışında tabi yine üniversiteden mezun olduktan sonra ilk iş hayatına başlarken insanın içinde belirli bir kaygı oluyor, hayatı nasıl devam ettireceğine dair, kim olacağına dair, kendini nasıl daha iyi ifade edeceğine dair bir kaygı oluyor. O kaygıyı biraz ertelemek gerekir diye düşünüyorum. O kaygı yerine çalışmak ve sabretmek, okumak ve öğrenmeye çok hevesli olmak gerekiyor ve o zaman da şu akıyor, yolunu buluyor. Bir tavsiye kendime herhalde eğitim alanında olurdu. Tabii ki iletişim alanında çalışan insanların arka planına baktığımız zaman sosyal bilimler alanında daha fazla eğitim aldıklarını ve bu alanda öğrenmeye daha açık olduklarını görüyoruz fakat dünya değişiyor. Türkiye’deki eğitim sisteminde aslında bizim dönemimizde düşünürsek ya sosyal bilimler alanında eğitim alıyorsunuz ya da fen-matematik alanında eğitim alıyorsunuz. Fakat şu anda yepyeni dinamikler var ve bu dinamiklere uygun bir eğitim alt yapısı olanlar aslında her meslekte başarılı oluyorlar. Bu yüzden şu anda STEM olarak adlandırılan fen teknoloji mühendislik ve matematik alanlarını kapsayan alanlarda, o konularla ilgili daha fazla eğitim almak, daha fazla şey öğrenmek ve bu arka planla iş hayatına başlamış olmayı isterdim. Şimdi o açığı kapatmaya çalışıyorum.

Teknoloji üreten ve teknolojiyi tasarlayan bir yerde çalışmak isterdim tercihen bir akademide veya bir enstitüde çalışmak isterdim. Çünkü bence dünyanın kalbi orada atıyor ve çok heyecan verici.

Türkiye’nin önde gelen iş dünyası kuruluşlarını bünyesinde barındıran ve iş dünyasını temsil eden bir sivil toplum kuruluşunda Kurumsal iletişim direktörlüğü görevini sürdürüyorum. Yaklaşık 12 yıldır bu işi yapıyorum. İş tanımım, kurumun iletişim stratejisini yönetim ve çalışanlarla birlikte belirlemek ve uygulamaktan sorumluyum. Uygulama kısmı aslında çok geniş bir alanı kapsıyor; bunun içerisinde paydaş iletişimi en önemli taraf diyebilirim. Her paydaşa uygun bir iletişim stratejisinin oluşturulmasından ve yönetilmesinden sorumluyum. Bunun içerisinde aslında parçalarına bakacak olursak basın ilişkileri var, dijital iletişim var ki son yıllarda etkisini giderek artıran, iletişimin önemli parçalarından biri olan dijital iletişim kanallarının yönetimi var, ve kurum sözcülerinin kamuoyuna ve diğer paydaşlara vereceği mesajların şekillendirilmesi ve uygun kanalların bulunmasından sorumluyum. Benim işim bir ekip işi, ekiple birlikte çalışmak işin en önemli parçasını oluşturuyor diye düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşlarının aslı görevlerinden bir tanesi benim için düşünce üretmek ve fikir üretimi. Üretilen düşüncenin, üretilen mesajların doğru şekilde, paydaşların algılayabileceği bir şekilde uyarlayarak ve doğru kanalları seçerek iletmek bence benim işimin başarı kriterlerinden bir tanesi, biz de buna yönelik bir çalışma yürütüyoruz.



Sosyal Medyada bizi takip et!

Bizi takip edin