Kürşat Ceylan - Proje Yöneticisi | buneis.com

Kürşat Ceylan - Proje Yöneticisi

Video Yükleniyor.

260 İzlenme

Ben Kürşat Ceylan. Doğuştan görme engelliyim. Geleceğin liderlerinin yetiştirildiği bir sivil toplum kuruluşunda proje yöneticisi olarak çalışıyorum. Proje yöneticisi ne iş yapar: dönüp kendi yaptığım işlere baktığım zaman üç tane alanda bunu tanımlayabilirim; birincisi bir ekibiniz oluyor dolayısıyla da ekip yönetimi ve o ekibin gelişiminden sorumlusunuz. İkincisi, yaptığınız işin çok güzel akması gerekiyor; yürütmüş olduğunuz bir operasyon oluyor bu noktada da operasyonel mükemmeliyete bakmanız gerekiyor, bundan sorumlu oluyorsunuz. Üçüncüsü de yaptığınız işin üzerine daha fazlasını katmanız gerekiyor; o noktada da iş geliştirmeden de sorumlu olmuş oluyorsunuz. Bütün bu süreçlerde de, bir günümü tanımlayacak olsam aslında, biraz hareketli diyebilirim çünkü gün içerisinde ekiple toplantı da yapmanız gerekiyor ve onların gelişimini de takip etmeniz gerekiyor. Ya da operasyonun nasıl gittiği konusunda oturup saatlerce mailleşmelerle süreçleri takip etmeniz gerekiyor; ya da iş geliştirme için bir toplantıya da girmeniz gerekibiliyor aslında. Hem sahaya gittiğiniz ve projenin akışını kontrol ettiğiniz, hem de iş geliştirme tarafında bolca toplantınızın olduğu bir gününüz oluyor aslında.

En keyifli tarafı ise bu işin doğru kişilerle bunu yapıyor olmamız bizim burada. Doğru kişiyi de egosu küçük, kalbi büyük, zihni berrak, elleri hızlı diye tanımlıyoruz biz. Çünkü aynı şeyleri sizler de yaşayacaksınız mezun olduktan sonra ailenizden daha fazla zamanı iş yerinizdeki arkadaşlarınızla aslında geçiriyorsunuz. O yüzden oradaki kişilerin doğruluğu ve bu dört özelliğe sahip olması emin olun hayatınıza yön verecek.

Bu işin en zor kısmı da aslında ailelerimize bunu anlatmak, bir sivil toplum kuruluşunda çalıştığımızı anlatmak; çünkü çok anlam veremiyorlar. Yani çok güzel okullarda okumuşsunuz, çok güzel eğitimler almışsınız, niye bir çok uluslu firma değil, niye gidip kendi işinizi kurmuyorsunuz da bir sivil toplum kuruluşu... Bu ailelerin ve toplumun çok hazır olduğu bir alan değil; biz onda da aslında toplumun bakış açısını değiştirmeye çalışıyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunuyum.

Biz özellikle farklı eğitimlerden gelen kişilerle çalışmayı çok daha fazla tercih ediyoruz. Ekibimizi hep böyle oluşturuyoruz; ekibimiz içerisinde ekonomi mezunu da var, işletme mezunu da var, bilgisayar mühendisliği mezunu da var, benim gibi psikoloji ve psikolojik danışmanlık gibi alanlardan gelen kişiler de var. Bu aslında sadece bizim için geçerli olan bir şey de değil; artık günümüzde hangi bölümden mezun olursanız olun özellikle transfer edebileceğiniz yetilerinizi geliştirmiş olmanız önemli. Çünkü iş yaparken artık tek bir alana odaklanmıyorsunuz, mutlaka farklı alanlarda da yorum getirmeniz, o alanlara da katkı sağlamanız bekleniyor. Bu açıdan özellikle okurken de transfer edebileceğiniz yetileri geliştirmek çok kıymetli. Bu farklı eğitimlerden gelen kişilerin aynı yerde olması bize bu zenginliği sağlıyor.

Bizim hep kullanmış olduğumuz bir 3U var, ben onunla bu soruya cevap vereyim: utanma, usanma ve unutma. Hayallerimizi anlatmaktan utanmamamız gerekiyor, ben bunu kendime mutlaka söylerdim çünkü mutlaka karşınıza ya o da olur mu, dünyayı sen mi kurtaracaksın veya bu sorunu sen mi çözeceksin, böyle diyen kişiler hep çıkacak; biz asla hayalimizi paylaşmaktan utanmamalıyız. Ama ardından hayalimiz için çalışmaktan da usanmamalıyız. Ve üçüncü olarak da niçin o hayali istiyoruz, asıl kafamızda gitmek istediğimiz hedef, vizyon neydi bunu da hiç unutmamalıyız, hep hatırlamalıyız. Bu 3U'yu geçmişte de kendime söylerdim, şu anda da hep tekrar ettiğim bir öğreti aslında.

Açıkçası zaten hayalimdeki işi yapıyorum. Hiçbir zaman küçüklüğümde bir sivil toplum kuruluşunda çalışacağım gibi bir hayaller kurmamıştım. Ama inandıklarımla yaşadıklarımın bir olduğu, bir anlam bütünlüğü içerisinde oldukları bir işi yapmanın hayalini kuruyordum. Ve şu anda da bunu yaşıyorum, o yüzden tam da hayal ettiğim noktadayım.

Bizim hep kullanmış olduğumuz bir 3U var, ben onunla bu soruya cevap vereyim: utanma, usanma ve unutma. Hayallerimizi anlatmaktan utanmamamız gerekiyor, ben bunu kendime mutlaka söylerdim çünkü mutlaka karşınıza ya o da olur mu, dünyayı sen mi kurtaracaksın veya bu sorunu sen mi çözeceksin, böyle diyen kişiler hep çıkacak; biz asla hayalimizi paylaşmaktan utanmamalıyız. Ama ardından hayalimiz için çalışmaktan da usanmamalıyız. Ve üçüncü olarak da niçin o hayali istiyoruz, asıl kafamızda gitmek istediğimiz hedef, vizyon neydi bunu da hiç unutmamalıyız, hep hatırlamalıyız. Bu 3U'yu geçmişte de kendime söylerdim, şu anda da hep tekrar ettiğim bir öğreti aslında.



Sosyal Medyada bizi takip et!

Bizi takip edin